Sözlük
Sünnet Sözlüğü: Terimler ve Anlamları
Muayenede, onam formunda ya da bakım talimatlarında karşılaşabileceğiniz sünnetle ilgili terimlerin sade açıklamaları. Terimler konularına göre beş başlıkta toplandı.
Anatomi
Sünnetle ilgili konuşmalarda en sık geçen bölge ve yapı adları.
- Prepisyum (sünnet derisi)
- Penis başını örten, dışta deri, içte ince bir mukoza tabakasından oluşan katlantıdır. Bebeklik ve erken çocuklukta çoğu zaman penis başına yapışıktır ve geriye çekilemez; bu genellikle doğaldır. Sünnette çıkarılan doku prepisyumdur.
- Glans (penis başı)
- Penisin uç kısmıdır; idrar deliği burada bulunur. Sünnetten sonra açıkta kaldığı için ilk günlerde hassas olabilir ve hafif kızarıklık görülebilir. Glansta belirgin koyulaşma, morarma ya da giderek artan şişlik fark ederseniz beklemeden hekime başvurun.
- Frenulum (fren)
- Glansın alt yüzünü sünnet derisine bağlayan ince doku bandıdır. İçinde küçük bir damar bulunduğu için sünnet sırasında kanama kontrolü açısından özen gösterilen bölgelerden biridir.
- Meatus (idrar deliği)
- İdrarın dışarı çıktığı açıklıktır ve normalde glansın ucunda yer alır. Sünnet öncesi muayenede hekim meatusun yerine ve görünümüne bakar; yerinin farklı olması hipospadias gibi bir durumu düşündürebilir.
- Smegma (sünnet derisi altındaki birikinti)
- Sünnet derisinin altında, dökülen deri hücreleri ve salgılardan oluşan beyazımsı, yumuşak birikintidir. Küçük çocuklarda deri altında küçük beyaz topaklar şeklinde görülebilir ve çoğu zaman zararsızdır. Temizlemek için sünnet derisini zorla geri çekmeyin.
Durumlar ve tanılar
Muayenede ya da sünnetin tıbbi nedenleri konuşulurken duyabileceğiniz terimler. Bu tanıları yalnız çocuğu muayene eden hekim koyabilir.
- Fimozis (sünnet derisi darlığı)
- Sünnet derisinin glansın üzerinden geriye çekilememesidir. Küçük çocuklarda çoğunlukla fizyolojiktir; yara izi dokusuna bağlı kalıcı darlık ise patolojik fimozis olarak adlandırılır. Kızarıklık, şişlik, ağrı ya da idrar yaparken zorlanma varsa hekime başvurun. Ayrıntılar fimozis nedir yazımızda yer alıyor.
- Fizyolojik fimozis (doğal darlık)
- Bebeklik ve erken çocuklukta sünnet derisinin dar olması ve glansa yapışık durmasıdır; normal gelişimin bir parçasıdır. Deri çoğu çocukta yıllar içinde kendiliğinden gevşer ve ayrılır. Zorla geri çekmek küçük yırtıklara ve yara izine yol açabileceği için önerilmez.
- Parafimozis (geride sıkışan sünnet derisi)
- Geriye çekilen sünnet derisinin glansın arkasında sıkışıp yeniden öne gelememesidir. Glansta şişlik ve ağrıya yol açar ve acil değerlendirme gerektirir. Bu durumda beklemeden en yakın acil servise başvurun ya da 112’yi arayın.
- Balanit (penis başı iltihabı)
- Glansın iltihaplanmasıdır; kızarıklık, şişlik, kaşıntı, ağrı ya da akıntıyla kendini gösterebilir. Sünnet olmamış çocuklarda daha sık görülür; temizlik alışkanlıkları, tahriş edici sabunlar ve enfeksiyonlar olası nedenler arasındadır. Nedenini ve tedavisini hekim belirler.
- Balanopostit (penis başı ve sünnet derisi iltihabı)
- Glansla birlikte sünnet derisinin de iltihaplanmasıdır ve belirtileri balanite benzer. Tekrarlayan balanopostit, hekimin sünneti tıbbi bir neden olarak değerlendirebileceği durumlardan biridir.
- Hipospadias (idrar deliğinin yer farklılığı)
- İdrar deliğinin glansın ucunda değil, penisin alt yüzünde daha geride yer aldığı doğumsal bir durumdur. Onarım ameliyatında sünnet derisi kullanılabileceği için bu çocuklarda sünnet yapılmaz ya da ertelenir. Değerlendirmeyi ve zamanlamayı hekim planlar.
- Gömük penis (buried penis)
- Penisin, çevresindeki deri ve yağ dokusu içinde kısmen gizli kaldığı için olduğundan küçük görünmesidir. Sünnet öncesinde fark edilmesi önemlidir; bu durumda sünnet ertelenebilir ya da farklı bir cerrahi plan gerekebilir. Kararı muayene eden hekim verir.
- Meatal darlık (meatal stenoz)
- İdrar deliğinin daralmasıdır ve sünnetten sonraki dönemde, bazen aylar sonra ortaya çıkabilen geç bir sorun olarak bilinir. İnce ya da yukarı doğru sapan idrar akımı, idrar yaparken zorlanma veya yanma fark ederseniz hekime başvurun.
Yöntemler ve araçlar
Sünnetin nasıl yapıldığını anlatan yöntem ve araç adları. Hangi yöntemin uygun olduğuna muayeneden sonra hekim karar verir.
- Sünnet (sirkümsizyon)
- Glansı örten sünnet derisinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Türkiye’de çoğunlukla dinî ve kültürel nedenlerle, bazı çocuklarda ise tıbbi nedenlerle yapılır. Hekim tarafından, ruhsatlı bir sağlık kuruluşunda ve uygun anestezi altında yapılması gereken tıbbi bir işlemdir; genel bilgi için sünnet nedir sayfasına bakabilirsiniz.
- Klasik cerrahi yöntem (bistüriyle sünnet)
- Sünnet derisinin bistüri ya da cerrahi makasla ölçülü biçimde çıkarıldığı, kanayan damarların kontrol edildiği ve yara kenarlarının çoğunlukla emilebilen dikişlerle kapatıldığı yöntemdir. Her yaşta uygulanabilir. Diğer yöntemlerle farkları sünnet yöntemleri sayfasında anlatılıyor.
- Koter (elektrokoter)
- Elektrik akımıyla oluşturulan ısı sayesinde dokuyu kesen ya da küçük damarları yakarak kapatan cerrahi cihazdır. Sünnette kesme ya da kanama kontrolü için kullanılabilir. Halk arasında “lazer sünnet” denilen işlemlerde çoğunlukla koter ya da radyofrekans cihazı kullanılır; bu konu lazer sünnet yazımızda ayrıntılı anlatılıyor.
- Radyofrekans (RF)
- Yüksek frekanslı elektrik akımıyla dokuda ısı oluşturarak kesme ve kanama kontrolü sağlayan cerrahi teknolojidir. Koter gibi ısıyla çalışır; çevre dokuyu korumak için cihazın ayarı ve hekimin deneyimi önemlidir.
- Halka yöntemi (Plastibell)
- Glansın üzerine plastik bir halka yerleştirilip sünnet derisinin halkanın üzerine bir iple bağlandığı ve fazla derinin kesildiği yöntemdir. Halka, iyileşmeyle birlikte kendiliğinden düşer ve çoğunlukla bebeklerde ve küçük çocuklarda kullanılır. Halka kayarsa, glansta morarma olursa ya da hekimin söylediği sürede düşmezse hekime başvurun.
- Klips yöntemi (kelepçe yöntemi)
- Sünnet derisinin özel bir cihazla sıkıştırılıp cihazın sınırından kesildiği yöntemdir; cihazın baskısı kanamanın kontrolüne yardımcı olur. Bazı cihazlar işlem sonunda çıkarılır, bazıları birkaç gün yerinde kalır. Daha çok yenidoğan döneminde ve küçük çocuklarda kullanılır.
- Emilebilen dikiş (eriyen dikiş)
- Zamanla vücutta çözülen ya da kendiliğinden düşen dikiş malzemesidir; alınması gerekmez. Sünnette yara kenarlarını kapatmak için sık kullanılır ve dikişler genellikle birkaç hafta içinde düşer. Bu sürede dikişleri çekmeye ya da koparmaya çalışmayın.
- Doku yapıştırıcısı (cerrahi yapıştırıcı)
- Yara kenarlarını dikiş yerine birbirine tutturan tıbbi yapıştırıcıdır. Uygun çocuklarda tercih edilebilir; yara kenarlarında gerginlik varsa ya da kanama kontrolü gerektiriyorsa hekim dikişi seçebilir. Tanıtımlarda geçen “dikişsiz” sözcüğü bir pazarlama ifadesidir; uygun kapama yöntemini hekim belirler.
- Hemostaz (kanama kontrolü)
- Kanamanın durdurulmasıdır. Hem vücudun doğal pıhtılaşma sürecini hem de cerrahın damarları bağlama, koterle kapatma ya da baskı uygulama gibi yollarla kanamayı kontrol etmesini anlatır. Sünnet öncesinde ailede kanama bozukluğu olup olmadığının sorulmasının nedeni de budur.
Anestezi
İşlem sırasında ağrının kontrolü ve çocuğun rahatı için kullanılan yöntemler ile hazırlıkla ilgili terimler. Anestezi türünü çocuğun yaşına ve durumuna göre hekim ve anestezi ekibi belirler.
- Lokal anestezi (yerel anestezi)
- Yalnız işlem yapılacak bölgenin uyuşturulmasıdır; çocuk uyanıktır. Bebeklerde ve işlem sırasında sakin kalabilen büyük çocuklarda tercih edilebilir; sünnette sıklıkla penil blok biçiminde uygulanır. Uygulama sırasında kısa süreli bir batma hissedilebilir. Anestezi türlerinin karşılaştırması sünnette anestezi yazımızda yer alıyor.
- Penil blok (dorsal penil sinir bloğu)
- Penis köküne yapılan iğneyle, penisin duyusunu ileten sinirlerin uyuşturulmasıdır. Sünnette sık kullanılan bir lokal anestezi uygulamasıdır. Sedasyon ya da genel anesteziyle birlikte, işlem sonrasındaki ağrıyı azaltmak amacıyla da yapılabilir.
- Topikal anestezik krem (uyuşturucu krem)
- Deriye sürülen ve yüzeyi bir süre uyuşturan kremdir. İğne öncesinde batma hissini azaltmak için kullanılabilir; tek başına sünnet için çoğu zaman yeterli değildir. Ne zaman ve nasıl sürüleceğini hekim söyler.
- Sedasyon (sakinleştirme)
- İlaçlarla çocuğun sakinleştirilmesi ve uykuya yakın bir duruma getirilmesidir; genel anestezi kadar derin değildir. Sünnette genellikle lokal anesteziyle birlikte uygulanır. Açlık kurallarına uyulmasını ve işlem boyunca yakın izlem gerektirir; uygulama ve izlem anestezi ekibince yapılır.
- Genel anestezi (narkoz)
- Çocuğun tamamen uyutulduğu, işlem sırasında bir şey hissetmediği ve hatırlamadığı anestezi türüdür. Anestezi uzmanı tarafından, uygun donanımlı bir ortamda uygulanır. Öncesinde anestezi değerlendirmesi yapılır ve açlık talimatına uyulması gerekir.
- Açlık talimatı (açlık süresi)
- Sedasyon ya da genel anestezi öncesinde belirli bir süre yiyecek ve içecek verilmemesine ilişkin talimattır. Amaç, anestezi sırasında mide içeriğinin akciğerlere kaçma riskini azaltmaktır. Süreler yaşa ve besinin türüne göre değişir; size verilen talimata aynen uyun. Hazırlık ayrıntıları sünnet öncesi hazırlık rehberinde bulunuyor.
- Onam (bilgilendirilmiş onam)
- İşlemin nasıl yapılacağı, beklenen yararları, olası riskleri ve seçenekleri anlatıldıktan sonra ebeveynin ya da yasal temsilcinin verdiği yazılı onaydır. Anestezi için ayrı bir onam formu da imzalatılabilir. Formu önceden okumak ve anlamadığınız noktaları sormak hakkınızdır; görüşmede sorulabilecek diğer sorular sünnet doktoru seçimi yazımızda yer alıyor.
İşlem sonrası ve iyileşme
Sünnetten sonraki günlerde bakım talimatlarında ve kontrol muayenesinde geçen terimler.
- Pansuman (yara örtüsü ve bakımı)
- Yaranın üzerine konan sargı ya da gazlı bez ile bunun bakımıdır. Ne zaman açılacağını ya da değiştirileceğini hekim söyler. Yapışmış bir sargıyı çekerek çıkarmayın; hekimin önerdiği şekilde ılık suyla yumuşatın. Günlük bakım için sünnet sonrası bakım rehberine bakabilirsiniz.
- Ödem (şişlik)
- Dokuda sıvı birikmesine bağlı şişliktir. Sünnetten sonraki ilk günlerde hafif şişlik beklenebilir ve genellikle giderek azalır. Giderek artan ya da gerginleşen şişlik, durmayan kanama veya idrar yapamama durumunda hekime başvurun; ayrıntılar şişlik ve kanama yazımızda yer alıyor.
- Fibrin (sarımsı kabuk)
- İyileşen yaranın üzerinde oluşan sarımsı-beyaz, nemli görünümlü ince tabakadır ve iyileşmenin olağan bir parçasıdır. Çoğu zaman iltihapla karıştırılır; koparılmamalı, kendiliğinden kaybolması beklenmelidir. Kötü kokulu, koyu sarı-yeşil akıntı, yayılan kızarıklık ya da ateş varsa hekime başvurun.
- Oturma banyosu (ılık su banyosu)
- Çocuğun bel hizasına kadar ılık suya kısa süre oturmasıdır; hekim izin verdiğinde bölgeyi ovmadan temizlemenin pratik bir yoludur. Hekim önermedikçe suya bir şey eklenmez. Nasıl hazırlanacağı sünnet sonrası banyo yazımızda anlatılıyor.
- Kontrol muayenesi (takip muayenesi)
- İşlemden sonra iyileşmenin beklendiği gibi ilerleyip ilerlemediğini değerlendirmek için yapılan muayenedir. Zamanını ve gerekip gerekmediğini işlemi yapan hekim belirler. Uyarı belirtileri fark ederseniz planlı kontrolü beklemeden hekime başvurun; gün gün iyileşme için iyileşme süreci sayfasına bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Sünnet ile sirkümsizyon aynı şey mi?
Evet. Sirkümsizyon, sünnetin tıp dilindeki adıdır ve Latincede “çevresinden kesmek” anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. Onam formlarında ve tıbbi raporlarda bu terimle karşılaşabilirsiniz.
Fimozis her zaman sünnet gerektirir mi?
Hayır. Küçük çocuklarda sünnet derisinin geri çekilememesi çoğunlukla fizyolojiktir ve zamanla kendiliğinden düzelir. Kızarıklık, ağrı, idrar yaparken zorlanma ya da tekrarlayan enfeksiyon gibi şikâyetler varsa hekim durumu değerlendirir ve uygun tedaviyi önerir; sünnet bu seçeneklerden yalnız biridir.
Yaranın üzerindeki sarımsı tabaka iltihap mı?
Çoğu zaman hayır. Sünnetten sonraki günlerde yara üzerinde görülen sarımsı-beyaz, nemli tabaka genellikle fibrindir ve iyileşmenin olağan bir parçasıdır. Kötü kokulu, koyu sarı-yeşil akıntı, giderek yayılan kızarıklık ya da ateş eşlik ediyorsa hekime başvurun.
Kaynaklar
- American Academy of Pediatrics, Task Force on Circumcision (2012). Male Circumcision (Technical Report)
- NHS. Circumcision in boys
- NHS. Phimosis
- NHS. Balanitis